Bolu Tüneli'ni geçince yağmur iyice bastırmıştı. Murat, sileceklerin yetişemediği sağanağın altında tırını güvenli bir cebe çekti. Motoru susturduğunda, dünya bir anda sadece yağmurun tavan sacına vuran "tıp-tıp" sesine büründü. Perdeleri boydan boya çekti. Artık dış dünyayla bağı kopmuştu; içerisi onun özel mülküydü. Sarı tavan lambasını yaktı. Bu ışık, kabini soğuk bir araçtan, sıcak bir köy odasına çeviriyordu. Yolcu koltuğunun önündeki alanı açtı. Torpidonun üzerine, bir gün önceki yerel gazeteyi özenle serdi.